Ana Sayfa » Dünya Mutfağı » Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi

Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi

Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi
Puan ver

Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi

Şehrin hafızasında önemli yer tutan semtlerin başında gelir Bomonti. Son dönemde birbiri ardına gerçekleştirilen projelerle tekrardan adını sıkça duyar olduk. Semtin, Feriköy Fırın Sokak bölgesi de insanlar için buluşulacak sosyal nokta olmuş durumda. Burada açılan mekanlar arasında olan Marotiri şimdiden sokağın en popüleri. Mekanın ismi fonetik olarak kulağa bir ‘Japon ‘ restoranı algısı verse de işin aslı farklı. Markanın kurucusu Ziya Üçüncüoğlu mekana isim düşünürken Türkiye’ye en uzak kara parçasını seçmiş. Benim de ilk kez duyduğum Marotiri Yeni Zelenda yakınlarında bir kara parçasıymış.

Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi

Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi

İsmin orijinalliği mimari operasyona da yansımış. Kalın ahşap oyma masalar, özel ferforje oturma grupları farklı bir ambiyans oluşturmuş. Lezzetlere gelince ise, steak konseptlerine benzer bir durumu görünse de daha çok eti farklı şekilde kurgulamayı da amaçlamışlar.

Cheeseburgeri denenesi

Steak konusunda uzman olsalar da burgerlerini çok beğendim. Özellikle dana etinden, cheddar peynirli ve füme etle harmanlanan cheeseburger şehrin en iyilerinden diyebilirim. Yine 160 gram dana eti ve 25 gram füme antrkotla harmanlanan markaya özel ‘original burger’ de denenesi.

İlla ki steak yiyecekseniz mutlaka Marotiri bonfileyi denemelisiniz. Tereyağında bonfile dilimleri ustalıkla pişiriliyor.

Bomonti turizmini başlatan ‘sosyal’ etçi

NEBYAN – karakaya kuzu

Mehmet Gürs’ün sevdiği kuzunun hikayesi

Son dönem dünyada turizm tamamen gastronomi üzerine kurgulanıyor. Yine son dönemde turizm konusunda pek lehimize gelişmeler yaşanmasa da pek ümitsiz değiliz. Bu ümidi aldığımız restoranlardan biri de Mikla. Her gastronomi gönüllüsü Türkiye’ye geldiğinde sokak lezzetlerinden sonra en fazla Mehmet Gürs’ün Mikla’sının yemeklerini merak eder. Mehmet Gürs’de menüsünde her daim yerel ürünlerle farklı tabaklar hazırlayarak ilk kez gelen misafirlerinde harika bir deneyim yaşatır.

OKU ➤  BAYRAM SOFRALARINDA SERİNLETİCİ TATLARA YER VERİN

Mehmet Gürs’ün en sevilen ana yemeklerinden biri de Karakaya Kuzu’dur. Dünyanın en iyi küçükbaş hayvanlarının bu coğrafyada yetiştiği konusundaki iddiamı daha önceki yazılarımdan biliyorsunuzdur. Gürs’ün kuzu tercihiyse Samsun’lu Nebyan Doğal yaylalarıydı. Geçtiğimiz hafta, Nebyan Doğal ürünlerinin önde olduğu harika bir Mikla yemeğinde firmayı tanımış bulunduk. Özellikle meşhur Karayaka Kuzusuyla ilgili de bilmediğimiz birçok şeyi öğrendim.

Ramazan’a özel tedarik servisi

Orta Karadeniz Bölgesine ait endemik bir tür olan Karayaka koyunu; yağı kuyrukta birikmeden vücuduna eşit şekilde yayılan, et verimi olarak dünyadaki en lezzetli ırklardan biri olması lezzetinin en büyük sebebi. Yayla koşullarından başka ortamlarda hayatını sürdüremeyen Karayaka kuzusunun saflığını koruyarak bölgede varlığını sürdürmesi ve bilinirliğinin artması için Slow Food ile ortak çalışmalar yapılıyor.

Marka, bu lezzeti Ramazan sofralarında görmek isteyenlere özel olarak internet sitesinden sipariş edilen ürünleri soğuk zincir kırılmadan frigo firik arabalarla kapıya kadar getiriyor.

hudson art

Sanatsever Hudson

Açıldığı günden bu yana şehrin en konuşulan mekanlarından biri oldu Hudson İstanbul. Şef Kaan Karagöz’ün lezzetli yemekleri, hafta sonu uzayan geceleriyle şehrin sosyalliğinin Arnavutköy’e kaymasında da büyük etki sahibi oldu diyebilirim. Mekanın sevdiğim bir diğer tarafı da içinde sanat barındırması. Hudson, Burcu Aldinç ve Özlem Ünsal’ın kurduğu BuBi Proje’yle sanatçıların eserlerini rafine müdavimlere açıyor. Şu sıralar Handy Queen’in eserleri sergileniyor. Merak edenlere duyurulur…

WYNDHAM – sebze tartar

Wood background

Veganlar için yeni yorum

Yeme – içme’nin sektör olmasının ardından birçok önemli şef ‘celebrity’ kadar tanınır hale geldi. Bazılarının tanınırlıkları tabaklarına yansımazken bazılarının da lezzetleri isminin çok ama çok üstünde oluyor. O şeflerden biri de Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel’in şefi Mehmet Yalçınkaya. ‘Mehmet Yalçınkaya zaten tanınmış bir şef’ dediğinizi duyar gibiyim. Ne kadar tanınırsa tanınsın, dünyada ismi ezberlenecek kadar yetenekli bir isim olduğu fikrindeyim.

OKU ➤  Ramazan tatlınız Zeynel’den

Wyndham Kalamış’ın içerisindeki Ouzo’da yaptığı yenilebilir toprak üzeri deniz tarağı, sakızılı ahtapot ve şefin seçmece mezeleriyle doğal ama moleküler ve yeni nesil füzyon etkilerdeki ustalığını sergiledi. Yalçınkaya, son dönem sayıları artan Vegan beslenenler için de özel bir menü hazırlığına girişti.

Vejeteryan ve Vegan arasında farkın bile henüz anlaşılamamasına rağmen Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel ‘vegan ve glutensiz’ lezzetleri hazırlıyor. Yeniden yorumlanan ‘Vegan ve Glutesiz Menü’de karamelize soğan, taze kekik ve konkase domatesle servis edilen Kanlıca mantarı, sotelenmiş mevsim sebzeleri ve tütsülenmiş tofu peyniri ile sunulan sebze tartar, nohut, havuç, taze kabak ile harmanlanan vegan burger ve tofu peyniri dolgulu vegan mantı, glutensiz kinoa salatası, glutensiz ekmekli somon sandviç, hindistan cevizli mus tadılabilecek lezzetler arasında…

İskender – İSKENDER

Dede mirasını Nişantaşı’na taşıdılar

Bir yemek düşünün; bulunduğu şehirden ülkeye sonra da dünyada duyulsun. Bu yemeğin ismi de bulan kişinin adıyla yaşasın… Bu örnek Amerika’da olsaydı defalarca Hollywood tarafından uyarlanmış filmlerini izliyor olurduk. Ama hikaye bizim, Türkiye’nin olduğu için sadece biliyoruz, nereden geldiğiyle alakalı tahmin yürütüyoruz!

Sanırım aranızdaki çoğu kişinin favori lezzetlerinden biridir İskender. 1860’ı yıllarda İskender Efendi’nin bulduğu fikirle doğmuş bir lezzet. 3. Nesil temsilcileri tarafından Bursa’da İskender yaşatılan marka ilk kez Nişantaşı’yla birlikte İstanbul’da da şubeleşti.

150 yıllık reçete

İstanbul’da çok güzel İskender yedimiz birçok restoran alınmasın ama ‘İskender’de yediğimle ‘hakiki reçete ve tedarikle’ yapılmış İskender’i özlediğimi hissettim. Bursa’daki tüm tedarik burada oturmuş durumda. Markanın 3. nesil temsilcisi Neslihan, İlgihan ve İskender İskenderoğlu, babaları Cevat İskenderoğlu’nun reçetesini değişmeden uyguluyor.

Mimari dokunuş Mahmut Anlar’dan

Nişantaşı’ndaki şube lezzet kalitesiyle birlikte harika bir mimari tasarıma sahip. Bu tasarımın altında ünlü mimar Mahmut Anlar imzası var. Anlar, İskenderoğlu Ailesi’nin 2. nesli Cevat İskenderoğlu’nun yıllarca biriktirdiği nadir, el işi antika tabak koleksiyonu da adeta birer sanat eseri gibi duvarlarda incelikle sergileniyor. Cam üzerine tasarlanmış İskender’in dünden bugüne ikonik dönemlerini, önemli anlarını fotoğraflarla sergileyen grafik görseli incelemek ise oldukça keyifli.

OKU ➤  Fasulye Salatası

ali

Ramazan önerisi: Ali

Eskisi gibi set menü çıkan Ramazan yemekleri bu yıl tercih edilmeyecek gibi görünüyor. Bunun yerine konsepte uygun, her daim iyi lezzet çıkaran, kapasitesi yüksek olmayan restoranlar tercih edilecek. Benim şahsi önerim Ali Ocakbaşı’nın Karaköy ve Gümüşsuyu şubesi.

Okan Akkaş’ın dünya markası yaptığı Ali, kebabı ve şaşlığı tam manasıyla geleneksel yapıyor. Marka kurgusunu da iyi yemek verme üzerine kurduğu için kapasitesini de buna göre ayarlıyor. Normal zamanda aldığınız hizmeti Ramazan’da alabileceğiniz nadir kebapçılardan diyebilirim. Adana’sının o abartıya kaçmayan kuyruk yağına bayılacaksınız. Finalde ise, tercihinizi geleneksel usulde yapılan katmerden yana kullanmanızı öneririm…

Tavsiye

Güneş çarpmasına karşı en az iki litre su!

Güneş çarpmasına karşı en az iki litre su!Puan ver Güneş çarpmasına karşı en az iki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir